never.no ve Ekran İşleri Voltron’ı oluşturdu

 

nstory

Televizyonun sosyal medyası N’oluyo platformunu hayata geçiren Ekran İşleri, never.no ile Türkiye pazarına özel yenilikçi Sosyal TV çözümleri üretme konusunda anlaşmaya vardı. Anlaşma kapsamında, TV kanalları ve reklamverenler için büyük önem taşıyan STORY teknolojisi, kısa süre içerisinde satışa sunulacak.
İzleyici etkileşimi konusunda yenilikçi teknolojiler üreten never.no ile Türkiye’de Sosyal TV ile İkinci Ekran teknolojileri üretimi konusunda önemli çalışmalar yapan Ekran İşleri, never.no’ya ait ödüllü STORY ve STORY-VR çözümlerini yayıncı kuruluş ve reklamverenlere sunmak için ortaklığa imza attı.

 

Sosyal TV servisi “STORY” Amerika ve Avrupa’da çok sayıda ödül aldı

Amerika ve Avrupa’da çok sayıda ödül sahibi olan Sosyal TV servisi “STORY” yayıncı, yapımcı ve reklamverenlerin izleyici kitlesiyle sosyal medya mecraları üzerinden yarattığı etkileşimi canlı yayına aktarmasını sağlıyor.

İzleyici etkileşimleri reklamlara entegre edilecek

cocacola

Anlık olarak etkileşim verilerinin eş zamanlı bir şekilde canlı yayına grafik olarak aktarılmasını önemli bir oranda kolaylaştıran STORY, televizyon reklamları ya da dijital video kampanyalarına anlık olarak sosyal veri gömülmesini de sağlıyor.

İzleyici kitlesiyle kurduğu etkileşimi anlık sosyal içeriklerle yayın, sponsorluk ya da reklamlara entegre etmek isteyen yayıncı ya da reklamverenler STORY’den yararlanabilecek.

BBC, SKY ve FOX SPORTS gibi kanallar da never.no kullanıyor

The Ballot Box

Ekran İşleri, halihazırda never.no kullanan SKY, CBC, BBC, TNT, FOX Sports, NBC Universal, MTG, QVC, SMG gibi global kanallar arasına Türk kanallarını da eklemek istiyor.

N’oluyo platformuyla ilgili AR-GE çalışmaları yapılacak

Aynı zamanda iki şirket yaptıkları işbirliği kapsamında Ekran İşleri tarafından geliştirilen ikinci ekran özelliği de bulunan uygulaması N’oluyo ile STORY teknolojisinin beraber kullanımı konusunda AR-GE çalışmaları yaparak, global düzeyde kullanılabilecek bir ürün sunmaya hazırlanacaklar.

“STORY izleyicinin doğru bilgiyi hızlı bir şekilde almasını sağlayacak”

Ortaklık ile ilgili konuşan never.no CEO’su Scott Davies görüşlerini şu şekilde dile getirdi:

“Televizyon ve reklamcılıkta sosyal medyanın önemini anlayan bir şirket ile işbirliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz. STORY ürünümüz aracılığıyla önemli bölgelerde televizyon ile sosyal medya arasındaki bağın çok daha sıkılaştığını gözlemledik. Türkiye gibi önemli bir pazarda da aynı şekilde büyüme göreceğimizi düşünüyoruz.”

STORY’nin hem yayıncı hem de reklamverenler için çok önemli bir araç olduğuna değinen Ekran İşleri CEO’su Ali Atalık ise şu açıklamayı yaptı:

“Son günlerde medyanın önemini bir kez daha görmüş olduk. STORY, izleyicinin doğru bilgiyi hızlı bir şekilde almasını sağlarken, yayıncı ve reklamverenler için de farklı gelir modelleri sağlayacak.”

Ekran İşleri, Türk televizyon sektörünün global pazara entegre olması adına yaptığı çalışmaları önümüzdeki dönemde de hız kesmeden sürdürecek.

 

Ekran İşleri Hakkında

 

İşimiz Gücümüz Televizyon PNG

Televizyonculuk sektörünün tüm paydaşlarına özel TV odaklı dijital projeler geliştiren Ekran İşleri, Sosyal TV ve platformlar arası pazarlama konusunda danışmanlık hizmeti de veriyor. Ekran İşleri’nin ilk projesi ise Ocak 2015’ten bu yana yayında olan ve kısa sürede 100 bin üyenin üzerine çıkan televizyonun sosyal medyası N’oluyo oldu.

Ekran İşleri ile ilgili detaylı bilgi için: http://ekranisleri.com

never.no Hakkında

Story Logo

never.no’nun ödüllü Sosyal TV platformu STORY canlı ve/veya yayında olan haber, eğlence ve spor yayınları için sosyal medya entegrasyon araçları sunuyor. STORY’nin kullanıcı dostu arayüzü yapımlarda içerik üretmekten sorumlu olan kişi veya departmanların Facebook, Twitter, Instagram, Vine gibi mecralardan canlı içerik toplayarak, modere ederek canlı yayına, websitesi ve mobil uygulamalara yorum, anket sonucu, tekil görsel veya video kliplerin anında girmesini sağlıyor. 1999 yılında kurulmuş olan never.no’nun global müşteri listesinde Sky, CBC, Fox Sports, NBC Universal, MTG, QVC, SMG, Televisa, TVNZ, Viacom, Viasat gibi kanallar bulunuyor.

never.no hakkında daha detaylı bilgi için http://www.never.no adresini ziyaret edebilirsiniz

 

 

 

 

Olimpiyatlara hazır mısınız? Markalar size soruyorum…

 

Son iki üç post’tur, geçen Avrupa Kupası’nın tarihin en etkileşimli, en çok dijital ayak izi bırakmış spor yayını olduğunu anlattım. Şöyle rakamlar böyle izlenme ve oranları var diye rakamlarla destekledim. Şimdi önümüzde Rio’da yapılacak olimpiyatlar var. Londra ilk “dijital olimpiyat oyunları” olarak anılacak ama Rio gerçekten multi-platform’da takip edilen bir organizasyon olacak. Geçen olimpiyatlarda BBC’nin resmi olimpiyat uygulaması 150m kere indirilmişti, Rio’da bu sayının 3-4’e katlanması bekleniyor.

Tahmin etmek artık kimse için zor değil, olimpiyat oyunları sırasında tabiri caizse internet kırılacak. 100 metre koşulurken herkes rekor kaç saniyeydi kontrol edecek, Mike Phelps yüzerken abinin videoları geri sarılıp izlenecek, olası rekorlarda, komik olaylarda tweet’ler atılacak, Rio’da olanlar “olimpiyatlardayız şekerim” diye Instagram’dan, Snapchat’ten düşman çatlacak. Peki marka yöneticileri sizin markanız bu arada ne yapacak?

Çünkü artık bu hazırlıksız yakalandığınız, sürpriz bir durum değil. Olimpiyat izleyicilerinin 3/2’sinin elinde bir başka ekranla oyunları izleyeceği araştırmalarla desteklenen bir durum. Bu araştırmalar diyor ki izleyicilerin %31’i oyunlar hakkında chat yapacak, %30 oyunlarla ilgili trivia bilgiler için Google’la başvuracak, %53’ü de oyunları seyrederken oyunlarla ilgisiz konularda internette dolaşacak… %60 açılış, %70 ise kesinlikle kapanış seremonisini izleyecekmiş… Devir değişti, eh markalar da değişmek, risk almak zorunda…

İkinci ekran pazarlaması tamamen izleyicinin iç görüsünü anlamak, önceden planlanmış ve anlık pazarlama oyunları ile onların gönlünü kazanmaktan geçiyor. Bu iş gerek kişisel iletişim, gerekse de anlık olayları sahiplenme üzerinden giderek yapılabilir. Bu durumda markaların özellikle FMCG, banka ve GSM markaları gibi anlık pazarlamaya yatkın markaların Olimpiyatlar gibi büyük organizasyonlar öncelikli olmak üzere TV’deki büyük olayları önceden görüp planlamalarını ve yaratıcı kampanyalarını buna göre şekillendirmeleri çok önemli. Evet belki resmi sponsorluk için milyonlar harcayacak bir bütçeniz olmayabilir ama doğru strateji ve doğru platform tercihleri ile ikinci ekran kullanımının kralı marka olabilirsiniz. 

Canlı spor izleme alışkanlıklarımız tamamen değişti!

Artık gittiğimiz konferanslarda “big data” dinlemiyoruz, yeni klişemiz “mobil/dijital büyüyor”… Son 3 senede bu lafı duymadığım bir konferans, forum, pazarlama oturumu olmadı. “Dijital büyüyor, geliyor, gelişiyor” lafı artık eskidi. Dijital geldi, değişiyor bile…

Gelip geçerken de dokunduğu her şeyi kökünden değiştiriyor. Bu nasıl alışveriş yaptığımızdan, nasıl sevgili bulduğumuza kadar çok geniş bir yelpazede bir değişim. Dolayısı ile nasıl televizyon seyrettiğimizi değiştirmesi kadar doğal bir şey olamaz.

euro second screen

Spor, bu belki bizim için sadece futboldan ibaret ama biraz daha geniş pencereden bakmak gerekirse tenisten, baskete, Amerikan futbolundan, olimpik sporlara kadar her spor için geçerli, televizyon yayınları arasında belki de mobil ve dijitalle birlikte en hızlı evrimi geçiren tür. Nitekim ekranda önceden belirli olmayan bir senaryo yaşanıyor spor izleyicisi için. Her konu yoruma açık, istatistik veriler havada uçuşuyor ve trivia son derece etkin bir data bu yayında.

Avrupa Kupası’nı ele alırsak 4 sene içerisinde nasıl bir evrim geçirildiğini rakamlar açıkça önümüze seriyor. Mesela 2012’de Ukrayna – Polonya’da düzenlenen kupada “maç seyrederken ikinci ekran kullanıyorum” diyenler %75’miş. 2016’ya gelindiğinde bu %80’e çıkmış. “Bu o kadar da büyük bir artış değil” diyebilirsiniz fakat bu süreçte “ikinci ekran” laptop’tan mobile kaymış durumda. Yapılan araştırmalara göre Avrupalı seyircinin ikinci ekran kullananlarının %90’ı ekran olarak akıllı telefonlarını tercih etmiş. Bu neredeyse maçları seyreden herkesin elinde bir de telefon olduğunu gösteriyor! Bu rakamın içerik pazarlaması yapmaya çalışan marka ve ajans çalışanlarının kafasında bir ampulün patlatmış olması gerek.

Maçların yavaşladığı, devre arasında girdiği anlarda potansiyel müşteriyi yakalamak, müsabakanın izleme deneyimini arttırarak marka ile ilişkilendirilebilecek “keyifli zaman” yaşanmasını sağlamak aslında tahmin edilenden daha kolay, ucuz ve hızlı… Tabi burada rakamları doğru okumak da önemli nitekim bu ikinci ekran kullanıcılarının büyük bir bölümü “sosyal mecralarda” arkadaşları ile iletişim için gözlerini ana ekrandan kaçırıyor. Dolayısı ile aslında ikinci ekran şimdilik izleme deneyimini arttırmak yerine bir izleyicinin ilgisini çelen bir şey. Burada pazarlamacıların cin fikirlerinin devreye girmesi önemli. İş, içeriğin zayıf kaldığı yerde izleyicinin ilgisini başka bir ekranda da olsa içeriğe odaklama işi.

Dolayısı ile tarihin gelmiş geçmiş en dijital Avrupa Kupası olarak tarihe geçecek olan Fransa 2016’nın izleyici hareketleri ve alışkanlıkları önümüzdeki zamanlarda bize ders olmalı ve mesela Rusya’da yapılacak Dünya Kupası’nda izleyicinin ilgi payından bir parça koparabilmek için neler yapılabileceği şimdiden düşünülmeli.