İkinci ekran neden potansiyeline hala ulaşamadı?

IMG_0265x

 

“İkinci ekran” kavramı son 3-5 senelik dönemde sürekli duyduğumuz, markaların ağzının suyunu akıtan ve hala neredeyse hiç bir marka, ya da uygulamanın sağlıklı şekilde “kapitalize” edemediği bir trend. Televizyon izlerken dizüstü, tablet ya da telefon kullananların oranının %85’lere ulaştığı günümüzde ikinci ekranın gücünü ikinci plana atmak riskli bir strateji değil de nedir?

Bir çoklarının denediği fakat kavramın tam olarak nasıl şekillendiğini anlayamadan üretilen ürünlerin, kampanyaların, promosyonların tepetaklak olduğu ikinci ekran aslında potansiyeli dipsiz kuyu olan ve sahiplenilmeyi bekleyen bir pazar.

İkinci ekran statejilerinin en önemli eksiklerden birinin, trend’in nereden, nasıl doğduğunu, kullanıcıların hangi ihtiyaçlarına cevap olduğunun derinlemesine anlaşılamamış olması. İkinci ekran bir pazarlama terimi değil, marka stratejistlerinin uydurduğu, gökten indirdiği bir olgu değil. Tamamen tüketicinin (a.k.a televizyon izleyicisinin) kendi kendine oluşturduğu bir trend. Bu trend’i doğuran ise, kullanıcıların “sıkıcı” televizyon içeriği yüzünden ikinci bir ekrana kayma isteğinin doğması. Uzun reklam araları, kalabalık seyredilen dizinin izleyicilerin bir bölümünü sıkması, dizi sürelerinin 2,5 saate çıkmasıyla uzayan sahnelerle izleyicinin aynı anda iki içeriği tüketmeye itilmesi…

İkinci bir neden ise linear ilerleyen televizyon içeriğinin aslında kullanıcının ağaç dalları gibi yayılan düşünce akışını doyuramıyor olması. Örnek vermek gerekirse dizi içinde geçen bir referansın, esprinin her kullanıcı için doyurucu derinliğe inememesi ve izleyicinin bir kavramı ya da kelimeyi google’layarak konuyu daha iyi anlamaya çalışması. Dolayısı ile ikinci ekranı bir bilgi kaynağı olarak kullanması. Bunu sadece Wikipedia’dan terim okumak olarak görmeyin, bahsi geçen gönderme hakkında diğer izleyiciler ne demiş merak edip okumaktan, ilgili videoları izlemeye kadar giden geniş bir spektrumu var bunun.

Bu iki içgörüyü gördükten sonra farklı içerik sahiplerinin, yayıncı ve yapımcıların televizyon içeriklerini destekleyecek, izleyicileri içeriğe daha kapsamlı bir şekilde bağlayacak bir mobil ekosistem yaratmaya çalışmaları çok doğal gözüküyor. Bu kadar güçlü içgörüler ve doğal olarak izleyiciler tarafından oluşturulan bir trend varken neden ikinci ekran işi alıp götüremedi? İşte bunun 4 nedeni…

1- Piyasaya sürülmüş ürünlerin izleyici ihtiyaçlarını tatmin edemiyor olması…

Varolan ikinci ekran trend’ini en çok besleyen içgörünün “sıkılma” olduğu gerçeğini gözardı edemeyiz. İzleyicilerin büyük çoğunluğu ekrandaki içerikten sıkıldığında telefonuna dönüyor. Eh şimdiye kadar gördüğümüz denemelerin hepsi, televizyon ve mobil cihaz içeriğini sync etmek üzerine yoğunlaşmış gözüküyor. Halbuki yapılması gereken televizyon deneyiminin yüceltilmesi, daha eğlenceli ve enteresan bir hale getirilmesi. İnsanlar zaten televizyondaki içerikten ilgileri dağılıp mobil cihazlara dönüyorlar. Aynı içeri orada görmeyi kim ister?

2- İkinci ekranı birinci ekran yapmaya çalışmak…

Televizyon tecrübesi son derece kolay, alışılmış ve kanıksanmış bir aktivite. Gördüğümüz bir çok ikinci ekran demesi, bu aktiviteye ayak uydurmaya çalışmak yerine bu aktiviteden rol çalmaya çalışıyor. Bir çok şeyi birlikte yapmaya çalışıyorlar. Aslında yapılması gereken şey, kolay ulaşılabilen, çabuk tüketilebilecek ve en önemlisi eğlenceli içerikler sunabilmek. Bu içeriklerin reklam aralarında ya da televizyondaki programın momentumunu kaybettiği kısa sürelerde tüketilmesi gerektiği unutuluyor.

3- Varolan bir eko-sisteme entegre olmak yerine tek başına savaşmaya çalışmak

Bir çok araştırmanın da kanıtladığı gibi, kullanıcılar sayısız uygulama indirmelerine sürekli kullanılan uygulamalar arasına girebilen uygulama sayısı sadece 4-5 tane… dolayısı ile sadece kendi içeriğini yayınlayan uygulamalar işi standart bir kullanıcı için fazla fragmante ve komplike hale getiriyor. Kullanıcı için her ihtiyaç için farklı bir uygulama açmak son derece zorlaştırılmış bir tecrübe haline geliyor. Halbuki televizyon içeriğinin tek bir yerde toplanmış hali herkes için çok daha güçlü bir çözüm. N’oluyo’da ulaşılmak istenen de aslında tam olarak bu. İster yerli ister yabancı dizi ya da yarışma programı izleyicisi olsun, kendisi gibi binlerce kullanıcının olduğu bir eko sistemde olmak kullanıcı için çok daha kolay ve tatmin edici… Dolayısı ile markalar ve içerik sahipleri için de diğer markaların ve içerik sahiplerinin bir arada olduğu bir sistem içerisinde öne çıkmak, sivrilmek çok daha güçlü bir çözüm. Aynen tüm iskemle imalatçılarının aynı sokakta birleşip arasta oluşturmaları gibi…

4 – İçerik sahiplerinin (yayıncı ve yapımcıların) ikinci ekrana katkıları

Şu an televizyon dünyasında program ön planda, doğal olarak… İkinci ekran içerikleri her zaman dizi çekildikten, yarışma kaydedildikten ve yayına hazır hale geldikten sonra düşünülmeye ve üretilmeye çalışılıyor. Yaratıcı süreçte ikinci ekran ikinci plana atılıyor. Dolayısı ile bu cins bir izleme tecrübesine uygun içerik çıkartmak son derece zorlaşıyor.

Örnek vermek gerekirse, seyrettiğiniz dizi ya da filmin interaktif şekilde düşünülerek çekildiğini düşünün… İkinci ekran uygulamanız ile farklı hikayeler izleyebileceğinizi, izlediğiniz içeriğin kaderini sorulara verdiğiniz cevaplarla değiştirebileceğinizi hayal edin. Gerçek ikinci ekran tecrübesi işte böyle bir şey…

 

 

Yayınlayan

İkinci Ekran

Televizyonun en iyi arkadaşı hakkında, haberler, trendler, son gelişmeler...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s